Home Studio İçin Gerekli Ekipman Nelerdir?
DERS ADI
:
Home Studio İçin Gerekli Ekipman Nelerdir?
DERS KODU
:
Home Studio
MARKA
:
Home Studio
İÇERİK
:
Home Studio ?çin Gerekli Ekipman Nelerdir?
Açıklama
:
Home Studio İçin Gerekli Ekipman Nelerdir?

Tekrar Merhaba Sevgili Okurlar,
 
Bu bölümde Home Stüdyomuz için ekipman oluşturma yolunda nelere dikkat etmeliyiz, hangi cihazlar bizim için uygundur konularını inceleyeceğiz.
1. Bilgisayar:
 
Öncelikle bilgisayar tanımında bu makinenin Windows mu yoksa Mac OS yazılımlı mı olacağı konusunu düşünmeliyiz. Bu kararı verirken en büyük ölçütümüz tabii ki ekonomi olacaktır. Mac tabanlı bilgisayarlar Latency (gecikme problemleri) ve stabil olma bakımından küçük bir adım öndeler. Küçük diyorum çünkü geçmiş yıllara oranla Windows işletim sisteminde bu konuda çok önemli iyileştirmeler yapıldı. Örneğin ben pratik kayıtlarım için Zoom G3X prosesör ile gelen Cubase LE sürümünü kullanıyorum ve hem pedal hem de işletim sistemi uyumunda hiç bir sorun yaşamadan, hiç gecikme (Latency) sıkıntısı çekmeden tüm kayıtlarımı yapıyorum.
 
 
 
Bu Latency (gecikme) konusunu ayrı bir bölüm açıp inceleme de yapabiliriz. Dediğim üzere son yıllarda yazılımcıların büyük çabaları sonucu bu sorunun üstesinden artık rahatlıkla gelinebiliyor. 
 
Bir önceki paragrafımızın içeriğine dönecek olursak, Mac tabanlı bilgisayarlarımızda bu tür sorunların olmaması yanında bu makine için; işletim sistemi, DAW, VST vs yazılımların maliyetlerini de göz önünde bulundurmamız gerekecek. Tam fiyatları buraya dökmemekle birlikte aralarındaki fiyat farkları sizin aklınızdaki konfigürasyona göre azalıp/açılabilecektir. 
 
Sonucu bağlamamız gerekiyorsa diyeceğim, ilk kararımızı bu noktada vermek durumundayız. Mac mi Pc mi? (Grafikte de bu soru çok sorulur ama her zaman kullandığım gibi bir Atasözümüz var "her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır". 
 
Windows tabanlı PC artıları:
- Ucuz maliyet
- Ücretsiz daha çok yazılıma (DAW, Vst benzeri) ulaşabilme kolaylığı
- Yeni tip ses kartlarında Latency sorunlarının sıfıra yaklaşması.
 
Eksileri:
- Sistem kaynaklarını ekonomik kullanamama, daha fazla ram ve yüksek işlemci gücüne gereksinim duyması.
- Bazı eski tip ses kartlarında "garantili" Latency sorunu yaşama.
 
Mac Bilgisayarların artıları:
- Sistem kaynaklarını ekonomik kullanma
- Stüdyo ekipmanlarının çoğuna stabil yapısı ve buna bağlı olarak Latency sorununun neredeyse sıfır olması.
 
Eksileri:
- Yüksek maliyeti
- Ücretsiz daha çok yazılıma (DAW, Vst benzeri) pclerde olduğu kadar kolay ulaşamamak.
 
Son paragrafta, Mac olsun normal PC olsun kullanacağınız makinelerin ortalama gereksinimleri de bence şu şekilde olmalıdır. (Özellikle "PC için" ve benim gibi çok Plug-In kullananlar için "en alt değerlerde yazıyorum")
 
"En Az"; 8 gb ram, i5 veya dengi işlemci, koşulları zorlarsanız ana depolama olarak, SSD (solid state) ve ona artı olarak 7200 devirli ve min 2 tb kapasiteli yedekli bir depolama sistemi. (HDD), anakartta olabildiğince çok usb giriş desteği (midi klavye, ses kartı, pedal, bazı mikrofonlar vs hepsi usb girişi ile çalışır)
 
Dip not olarak, tekli kayıt yapan arkadaşlar için IPad önerebilirim. Genelde gitarist arkadaşların yeğlediği bir cihazdır. Tek solo veya ritm kayıtları için güzel denilebilecek bir makinedir.
 
2- Mikrofon:
 
Piyasada o kadar çok seçenek var ki... Bir marka önerim olmayacak. Yalnızca kullanacağınız mikrofon tipi konusunda iyi karar vermelisiniz. Ortamınızın iyi bir ses yalıtımı varsa öncelikli önerim Kondenser tip denen mikrofonlardır. Bu tip mikrofonları çalıştırmak için Phantom gücü (mikser ya da ses kartınızda varsa) açmanız gerekiyor. Yoksa verimli ya da hiç çalışmaz. Dezavantajı, bir önceki satırda belirttiğim üzere ortamın yalıtımının iyi olmadığı durumlarda bir çok sesi alıyor olması. Sırf yalıtımın iyi olmaması üzerine odaklanmamak da gerekiyor.
Örnek verecek olursam, kondenser mikrofon ile hem gitar çalıp hem de söylediğinizi kaydederseniz, mikrofon kanalınıza sadece sesiniz değil gitarınız da dahil olacaktır, bu da kayıdınızın bir anlamda kötü tınlamasına neden olacaktır. Kendi sesinizi istediğiniz gibi efektlendiremeyecek, equalizer ayarlamalarını yapamayacaksınız. Çünkü sesinizin arka planında gitar sesi de gelecektir. Peki bu diğer tip mikrofonları kullandığımızda engelleniyor mu? Tabii ki de %100 bir engelleme olayı söz konusu değil ama şundan emin olun ki kondenser mikrofon ile yapılmış bir kayıda oranlar daha az rahatsız edici olacaktır. Sonuçta hangi tip mikrofonu kullanırsanız kullanının, sözlü okuma olayını güzel bir kulaklık ile son bölüme saklayın derim. Kayıt stilinize göre mikrofonunuzun tipini seçmelisiniz. Kondenser mikrofon kayıtlarının daha berrak ve parlak olduğunu düşünüyorum. Olanağınız dahilinde bu 2 tip mikrofonu da deneyebilirsiniz. Benim son önerim güzel izolasyonlu bir kulaklıkla (bu konuya da referans dinleme bölümünde değineceğim.) kondenser mikrofon ile kayıt yapın. 
 
Maliyet nedir sorularını duyar gibiyim? Kondensör mikrofonların bana göre kullanılabilir olanı 70 ila 100 dolar dolaylarında olanları. Elden geldiğince marka yönlendirmesi yapmak istemiyorum ama benim şu an kullandığım Av-Jefe ST-101 mikrofon var ve gayet de tatmin edici bir performansı var. Onun yanında Shure 565SD sahne mikrofonumu da zaman zaman gitar kayıtlarında kullandığım oluyor. Fiyatlar bütçenize göre şekillenebilir. Örnek vermem gerekirse bir ara ağabeyimde min. 10.000$ değerinde bir kondenser mikrofon da vardı. :)
 
3- Ses Kartı:
 
Bu konuda da herhangi bir markaya atıfta bulunmak, önermek gibi bir lüksüm tabii ki de yok. Ama şu ana kadar farklı 4 marka ve tip cihaz kullanmış biri olarak deneyimlerimi aktarabilirim. Siz de kararınızı buna göre veya internet üzerinde yapacağınız araştırmalara göre verebilirsiniz.
 
İlk ses kartım tek kanal girişli, Roland Duo-Capture idi, Latency sorununu çözememiştim. 
 
İkincisi, M-Audio Fast Track Pro . 2 girişi ve kayıt kalitesi ile çok tatmin edici idi. Tabii ki ilk ciddi kayıt denemelerimin ses kartı olarak o zamanlar yetip artabiliyordu bile. Şuanda bile yakın bir gitarist arkadaşımda ve mükemmele yakın kayıtlar yapabiliyor. Son güncellenmiş sürücüleri ile kurduğunuzda latency sorununu min. seviyeye kadar indirebiliyor.
 

Sonraki Yamaha Steinberg UR-22 yine çift girişli mükemmele yakın bir ses kartı idi. Cubase AI yazılımı ile birlikte gelmişti. Laptop ile kullandığım zamanlarda bile latency (gecikme) problemi neredeyse hiç yaşamadım ve kayıt kalitesi mükemmele yakın idi.
 
Bir sonraki ve en sonuncusu Behringer U-Phoria UMC404HD 4 girişli bir kart ve fazlasıyla memnunum. 
 
Önerim, çok çok ucuz, adı sanı duyulmamış markalardan uzak durmanızdır. Her ne kadar çok sıcak bakmasam da 2. el cihazlara bakmak da bir çözüm olabilir. Fiyat performans konusunda Behringer diyebilirim. Traction diye ücretsiz bir yazılımla geliyor ve kayıt kalitesi gerçekten de çok iyi. (192 kHz)
 
4- Referans Monitör / Kulaklık:
 
Yine belli bir marka üzerinden konuşmadan deneyimlerime dayanarak açıklamak istiyorum. Bir çok kişi "referans monitör gerçekten gerekli mi? yoksa para tuzağı mı?" diye soruyor. İnanın ki gerçekten de çok çok önemli. Bakın ilk başladığım yıllarda şarkı çıktısı aldığımda (Mixdown) bu şarkının; arabada çok farklı, müzik setinde çok daha farklı yahut başka bir ortamda daha değişik tınılar verdiğine şahit oldum. Tabii ki o zamanlar biraz acemilik var, biraz da "ilk etapta gerek yok buna" savsaklaması da vardı. Şarkıların DAW ortamından çok çok farklı gelmesi beni çok şaşırtmıştı. Bir ortamda çok bas, diğer ortamda davul zilleri neredeyse etrafı çınlatacak kadar kötü. Tabii ki internet ortamında da okuyordum ama en önemli uyarı ve yardımı büyük ağabeyim yaptı. (Teknik yönetmen ve ileri düzey bir elektronikçi) Referans monitör olmadan asla başarılı bir denge yapamayacağımı söyledi ve bana şans ki o an elinde olan JBL kabinlerini verdi. "Bunları kullanmazsan da en azından kaliteli sayılabilecek bir referans kulaklık ile yap" diye de uyarmış ve güzel bir kulaklık da vermişti.  Verdiği kulaklıklar ve de referans kabinlerini kullanmaya başladıktan sonra inanılmaz bir başarıya ulaştım. İşin güzel tarafı vasat kabinlerle dinleyip çıktı aldıkça ortama göre sesleri dengeleme, kanallar arası parametleri ayarlama konusunda "dinleme kulağım" bayağı bir gelişmişti. 
 
Bu konuda bence ekonomik olması adına (benim kadar şanslı olmayabilirsiniz) güzel bir referans kulaklık ile alıp başlayabilirsiniz. Kabinleri hemen ses kartına bağlamakla iş bitmiyor çünkü. Kalibrasyon, dengeleme vs bayağı bir çok işlem de gerekebiliyor. 
 
Son olarak küçük bir uyarım da olacak, internet üzerinde "referans monitörleri" ilanlarıyla satılan bir çok monitör ne yazık ki bu işlevlerden çok çok uzak. Bildiğiniz oyuncak ya da ortalama audio kabinler bunlar. Bilgisi olan birisine danışın, internet üzerinde forumları okuyun ve böylesi paranın hakkını veremeyecek "oyuncak" gibi aletlerden uzak durun derim.
 
5- Midi Klavye, pad vs:
 
Midi klayveler, bilgisayarınızda kurulu vstlere gönderdiği sinyaller ile bu enstrüman seslerinin dönüşümünü sağlar. Başlangıç için öncelikle masanızda yeriniz uygunsa min 41 tuşlu klavyeyi yeğleyebilirsiniz. M-Audio ve özellikle Behringer UMX serileri beni bu konuda oldukça mutlu etti. Tuş hassasiyeti gibi konularda Behringer biraz daha öne çıkıyor.
 

Tabii ki Akai vs diğer markaları kullanmamış biri olarak "bunlar en iyisi" diye bir söz etmem de pek yakışık almaz. Behringer UMX modellerinin küçük bir ses kartı ile birlikte geldiğini de not edeyim. Sıfır, ortalama bir midi klavye min 200$ seviyelerinden başlıyor. Bu konuda da 2. el önerisini pek yapmak istemesem de ekonomik koşullar bizleri biraz bu yöne de itebilir. Önemli uyarı yapmam gerekirse alacağınız cihazı kesinlikle DENEYİN. Tek bir tuşun bile fonksiyonel çalışmaması sinir sisteminizi harap edebilir. Yerinde deneyin, iyice emin olun ve öyle alın. Padlar için ise net bir şey söylemek istemiyorum, genelde ritm yazan arkadaşlarımın kullandığı cihaz olan bu padlerin de ortalama fiyatları aynı oranlarda başlıyor. Ritm yazmak hoşunuza gidiyorsa hem tuşlu hem de ritm padli kombine modellere de bakabilirsiniz.
 
Son yönlendirmem de klavye kullanmayı bilmeyen özellikle gitarist arkadaşlar için olacak. Jam Origin Midi Guitar yazılımını kurup, düzgün yapılandırdığınız takdirde gitarınız tamamen bir midi sinyalcisine dönüşüyor müjdesini verebilirim. Son dönemlerde kendim de gitarist olduğum için bu programı sıklıkla kullanıyorum. Gitarınızın yahut manyetiklerin kalitesine göre net sinyaller alabilir ve neredeyse kusursuz midi skorlar yazabilirsiniz.
 

6- DAW (Ses işleme yazılımları)

 
Bu maddede sadece adlarını yazacağım programların belli bir kısmını sizlere video ders şeklinde sunacağım. 
Bilinen ve popüler programlar; 
Cubase, Cakewalk, Mixcraft, Tracktion, FL Studio, Audacity (ücretsiz/sadece wave), Reaper, Logic Pro (örnekleri çoğaltabiliriz)

 
 
7- Mikrofon standı, pop filter, kablo vs ekipmanlar:
 
 
Bu son bölüm artık biraz da ekonominize/isteğinize bağlı seçeneklerden oluşuyor. Örnek olarak ilk pop filtremi kendim bir teli dairesel hale getirip, külotlu çorap ile yapmıştım. Görüntüsü konusuna hiç girmeyeyim ama gayet fonksiyonel bir pop filtresi olmuştu. Daha sonra örümcek stand ve pop filtreyi bir şekilde almıştım. 
 
 
Kondenser mikrofon için yaylı kolları olan sehpalar ve ucunda bir örümcek mikrofon tutucusu çok ideal. Ayarlamaları kolaylıkla yapabilirsiniz. (Son CorelDraw video derslerimde görebilirsiniz) Kablolar için, piyasada 10 tl civarında satılan kablolardan uzak durun diye söze başlayabilirim. Dip ses sıkıntısını kesin yaşarsınız. 
Genel olarak toparlayacak olursak, her zaman olduğu gibi öncelikle ekonomik durumunuzun elverdiği ölçüde, yapacağınız kayıtları kullanacağınız alanları düşünerek; ekipman, yazılım seçimini yapmalısınız. Üst bölümde saydığım özellikler ve verdiğim bilgilere ek olarak tüm bunların toplu paket halinde satıldığı (ses kartı, mikrofon, kablo, yazılım vb) ürünlere de yönelebilirsiniz.
 
Gelecek derslerimizde DAW (Ses İşleme Yazılımları), VST Plug-Inler ve bir çok yardımcı programlar hakkında geniş bilgiler veren konuları işleyeceğiz.
 
Sağlıkla kalın, Saygılar...
Tunç Y. OLÇAY